{"version":2,"html":"<p>Kör Karga meyhanesinin uğultusu, önüme konan sıcak çorbanın buharıyla birlikte yavaşça arka plana itildi. Günlerdir midemi kavuran o açlık acısı, sıcak sıvının boğazımdan aşağı inmesiyle hafiflerken, zihnimdeki sis de yavaş yavaş dağılıyordu. Kaşığı her kaldırışımda, Kaelen’ın pürüzsüz parmaklarına ve tırnak diplerime bakıyordum. Bu temiz ellerle çorba içmek hala bir yabancıya ait bir filmi izlemek gibiydi.</p><p>Garrick ve Elena kendi aralarında yarınki mahzen görevi hakkında konuşurken, masanın üzerinde Brandon’ın az önce sertçe katlayıp bıraktığı parşömen haritaya diktim gözlerimi. Esmer, yıpranmış kağıdın kenarları aşınmıştı ve üzerinde kurumuş mürekkep lekeleri vardı.</p><p>Lyra, düşüncelerimi okumuş gibi elini haritaya uzattı ve parşömeni yavaşça önüme doğru açtı. "Nerede olduğumuzu hala tam olarak hatırlamıyorsun, değil mi?" diye sordu, sesi gürültünün arasında sadece benim duyabileceğim bir tonda, yumuşaktı.</p><p>"Hafızam... parça parça," dedim dürüstçe, gözlerimi haritadaki çizgilerden ayırmayarak.</p><p>"Burası Aechon Kıtasının kalbi, Kaelen," diyerek parmağını haritanın tam ortasında, birbirine girmiş siyah çizgilere ve dökülen sur sembollerine bastı. "Valtharion İmparatorluğu. Ya da ondan geriye kalan çürümüş leş."</p><p>Zihnimde bir şimşek çaktı. Valtharion... Kaelen’ın anıları bu isimle birlikte titredi. Burası eski, köklü ama artık içeriden yozlaşmış, tiranlıkla ve soyluların bitmek bilmeyen taht kavgalarıyla eriyen devasa bir imparatorluktu. Bizim bulunduğumuz bu sefil han ve çamurlu sokaklar, imparatorluğun uç sınırındaki eski bir ticaret şehriydi.</p><p>Parmağımı haritanın üzerinde yavaşça gezdirdim. Harfler, gözlerimin önünde şekilleniyordu. Kuzeydoğuda, devasa kule sembolleriyle parıldayan Gümüş Şehir Orion vardı; insanlığın gururu olarak anılan ama sınır kapılarını dışarıdaki sefillere kapatan o bencil krallık. Biraz daha güneyde Kael Krallığı ve sınır hatlarında uzanan Rivenlight Krallığı’nın isimleri okunuyordu. Batıya doğru gözüm kaydığında, sık ağaç sembolleriyle kaplı Kristal Orman ve elflerin kadim şehri Willowrest ile Sylvandar Krallığı’nın yeşil sınırları görünüyordu. Güneyde ise uçsuz bucaksız Altın Ovalar uzanıyordu.</p><p>"Dünya çok büyük," diye mırıldanabildim sadece.</p><p>"Büyük ve acımasız," diye ekledi Elena, yayının kirişini kontrol ederken. "Hele ki yukarılara, Aetherion’un gökyüzü krallığına ya da Işık Dağları’na gidemiyorsan, bu çamurun içinde hayatta kalmak zorundasın. Bizim yarın gideceğimiz yer ise Gümüşliman yolunun hemen aşağısında kalıyor."</p><p>Çorbamı bitirip sırtımı arkamdaki ahşap sandalyeye yasladım. Meyhanenin isli havası ciğerlerimi doldururken kafamda planlar yapmaya başlamıştım.</p><p>Dünyadaki eski hayatımda bir hiçtim; borçlar ve çaresizlik içinde boğulmuştum çünkü sistem beni köşeye sıkıştırmıştı. Ama burada, elimde yepyeni bir kart vardı. Evet, şu an beş parasızdım, kılıç tutmayı bilmiyordum ve yarın sabah ölümcül bir zindana inecektim. Ama bu dünya, zihnin sınırlarının büküldüğü bir yerdi. Tanıtımlarda, efsanelerde geçen o "Paradoksları", evrenin mantık hatalarını güce dönüştürme fikri zihnimde yankılandı. Eğer gerçekliği bükebilecek bir algıya ulaşırsam, bu çökmüş imparatorluğun da, sınırların da ötesine geçebilirdim.</p><p>Şu anki planım netti:</p><p>1.Yarınki mahzen görevinde ne pahasına olursa olsun hayatta kalmak ve Lyra’nın grubunun güvenini kazanmak.</p><p>2.Bu süreçte para biriktirip asgari düzeyde de olsa kendimi koruyacak bir ekipman edinmek.</p><p>3. Kaelen’ın zihnindeki kör noktaları feda ederek, bu dünyanın büyü ve güç sistemini, en önemlisi de kendi içimdeki o gizemli potansiyeli keşfetmek.</p><p>"Çok daldın, asilzade," dedi Lyra, masadaki boş kasesini kenara iterken. "Yarın şafak sökmeden önce yola çıkacağız. Brandon haklı, orası oyun parkı değil. Git ve o handaki pis odanda güzelce uyu. Yarın o hafif parmaklarına çok ihtiyacımız olacak."</p><p>Ayağa kalktım. Masadakilere hafifçe başımla selam verdim. Meyhanenin ağır kapısını açıp dışarı çıktığımda, Valtharion’un soğuk gece rüzgarı yüzüme çarptı. Sokaklar artık tamamen karanlıktı, sadece uzaklardan gelen muhafızların meşale ışıkları duvarlara vuruyordu.</p><p>Gökyüzüne baktım. İki ay gökyüzünde parıldıyordu. Burası benim dünyam değildi. Ama bu sefer, bu çamurlu sokaklarda ölmeye niyetim yoktu. Valeheart ismi belki silinmişti, ama Kaelen olarak benim hikayem yeni başlıyordu.</p>","json":{"type":"doc","content":[{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Kör Karga meyhanesinin uğultusu, önüme konan sıcak çorbanın buharıyla birlikte yavaşça arka plana itildi. Günlerdir midemi kavuran o açlık acısı, sıcak sıvının boğazımdan aşağı inmesiyle hafiflerken, zihnimdeki sis de yavaş yavaş dağılıyordu. Kaşığı her kaldırışımda, Kaelen’ın pürüzsüz parmaklarına ve tırnak diplerime bakıyordum. Bu temiz ellerle çorba içmek hala bir yabancıya ait bir filmi izlemek gibiydi."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Garrick ve Elena kendi aralarında yarınki mahzen görevi hakkında konuşurken, masanın üzerinde Brandon’ın az önce sertçe katlayıp bıraktığı parşömen haritaya diktim gözlerimi. Esmer, yıpranmış kağıdın kenarları aşınmıştı ve üzerinde kurumuş mürekkep lekeleri vardı."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Lyra, düşüncelerimi okumuş gibi elini haritaya uzattı ve parşömeni yavaşça önüme doğru açtı. "Nerede olduğumuzu hala tam olarak hatırlamıyorsun, değil mi?" diye sordu, sesi gürültünün arasında sadece benim duyabileceğim bir tonda, yumuşaktı."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":""Hafızam... parça parça," dedim dürüstçe, gözlerimi haritadaki çizgilerden ayırmayarak."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":""Burası Aechon Kıtasının kalbi, Kaelen," diyerek parmağını haritanın tam ortasında, birbirine girmiş siyah çizgilere ve dökülen sur sembollerine bastı. "Valtharion İmparatorluğu. Ya da ondan geriye kalan çürümüş leş.""}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Zihnimde bir şimşek çaktı. Valtharion... Kaelen’ın anıları bu isimle birlikte titredi. Burası eski, köklü ama artık içeriden yozlaşmış, tiranlıkla ve soyluların bitmek bilmeyen taht kavgalarıyla eriyen devasa bir imparatorluktu. Bizim bulunduğumuz bu sefil han ve çamurlu sokaklar, imparatorluğun uç sınırındaki eski bir ticaret şehriydi."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Parmağımı haritanın üzerinde yavaşça gezdirdim. Harfler, gözlerimin önünde şekilleniyordu. Kuzeydoğuda, devasa kule sembolleriyle parıldayan Gümüş Şehir Orion vardı; insanlığın gururu olarak anılan ama sınır kapılarını dışarıdaki sefillere kapatan o bencil krallık. Biraz daha güneyde Kael Krallığı ve sınır hatlarında uzanan Rivenlight Krallığı’nın isimleri okunuyordu. Batıya doğru gözüm kaydığında, sık ağaç sembolleriyle kaplı Kristal Orman ve elflerin kadim şehri Willowrest ile Sylvandar Krallığı’nın yeşil sınırları görünüyordu. Güneyde ise uçsuz bucaksız Altın Ovalar uzanıyordu."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":""Dünya çok büyük," diye mırıldanabildim sadece."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":""Büyük ve acımasız," diye ekledi Elena, yayının kirişini kontrol ederken. "Hele ki yukarılara, Aetherion’un gökyüzü krallığına ya da Işık Dağları’na gidemiyorsan, bu çamurun içinde hayatta kalmak zorundasın. Bizim yarın gideceğimiz yer ise Gümüşliman yolunun hemen aşağısında kalıyor.""}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Çorbamı bitirip sırtımı arkamdaki ahşap sandalyeye yasladım. Meyhanenin isli havası ciğerlerimi doldururken kafamda planlar yapmaya başlamıştım."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Dünyadaki eski hayatımda bir hiçtim; borçlar ve çaresizlik içinde boğulmuştum çünkü sistem beni köşeye sıkıştırmıştı. Ama burada, elimde yepyeni bir kart vardı. Evet, şu an beş parasızdım, kılıç tutmayı bilmiyordum ve yarın sabah ölümcül bir zindana inecektim. Ama bu dünya, zihnin sınırlarının büküldüğü bir yerdi. Tanıtımlarda, efsanelerde geçen o "Paradoksları", evrenin mantık hatalarını güce dönüştürme fikri zihnimde yankılandı. Eğer gerçekliği bükebilecek bir algıya ulaşırsam, bu çökmüş imparatorluğun da, sınırların da ötesine geçebilirdim."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Şu anki planım netti:"}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"1.Yarınki mahzen görevinde ne pahasına olursa olsun hayatta kalmak ve Lyra’nın grubunun güvenini kazanmak."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"2.Bu süreçte para biriktirip asgari düzeyde de olsa kendimi koruyacak bir ekipman edinmek."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"3. Kaelen’ın zihnindeki kör noktaları feda ederek, bu dünyanın büyü ve güç sistemini, en önemlisi de kendi içimdeki o gizemli potansiyeli keşfetmek."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":""Çok daldın, asilzade," dedi Lyra, masadaki boş kasesini kenara iterken. "Yarın şafak sökmeden önce yola çıkacağız. Brandon haklı, orası oyun parkı değil. Git ve o handaki pis odanda güzelce uyu. Yarın o hafif parmaklarına çok ihtiyacımız olacak.""}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Ayağa kalktım. Masadakilere hafifçe başımla selam verdim. Meyhanenin ağır kapısını açıp dışarı çıktığımda, Valtharion’un soğuk gece rüzgarı yüzüme çarptı. Sokaklar artık tamamen karanlıktı, sadece uzaklardan gelen muhafızların meşale ışıkları duvarlara vuruyordu."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Gökyüzüne baktım. İki ay gökyüzünde parıldıyordu. Burası benim dünyam değildi. Ama bu sefer, bu çamurlu sokaklarda ölmeye niyetim yoktu. Valeheart ismi belki silinmişti, ama Kaelen olarak benim hikayem yeni başlıyordu."}]}]}}
Yorumlar
Yorum yapmak için hesabına giriş yapmalısın.